Jumbo ve XXL Fidelerle Yetiştiricilik

Büyük boy fideler bekletmeden yerlerine, gelişip büyüyebilecekleri kalıcı saksılara dikilebilirler. Yine de mevsime göre dış mekana almadan önce aşırı sıcaklara alışmalarını beklemeli, hemen güneşin altına dikim yapmamalı; soğuksa, don tehlikesi geçene dek korumalı bir yerde yetiştirmeye devam etmelisiniz.

Bunun için 9-10 cm çapında saksılar mükemmel iş görürler. Dikim öncesi bir süre fideyi suda bekletmek, kök toprağını yumuşatacaktır. Suda bekletme işleminde sadece toprak kısmı suda olmalı fidenin tamamı asla suya batırılmamalıdır.

Dikim için kaliteli taze, havalandırılmış bitki toprağı doldurulan saksılarda, fideden biraz daha geniş bir delik açın. Fideyi bu açtığınız göze oturtun ve elinizle hafifçe kök çevresine bastırın. Dikimde dikkat edilmesi gereken husus kök boğazının toprak seviyesinin çok altında ya da çok üstünde kalmamasıdır. Hemen ardından can suyunu verin. Can suyu ilk sulamaya verilen isimdir. Bu sulama sayesinde kök çevresinde kalabilecek hava keseleri, su sayesinde çevresindeki yumuşak toprak tarafından doldurulur. Fide toprağa tam tutunur ve ilk ihtiyacı olan suya da kavuşmuş olur.

 fide-nasil-dikilir

Gübreleme

Tüm bitkiler besine ihtiyaç duyar. Sağlıklı gelişen ve bol çiçeklenen bitkiler için onları beslemelisiniz. Gübreleme en az sulama kadar önemli ve asla atlanmaması gereken bir konudur.

Fidelerin gelişiminde gübreleme önemlidir. İlk dikimden 1 hafta sonra sıvı gübrelerle beslemeye başlayabilirsiniz. İlk dönem azot yoğun gübrelerle besleyerek geliştirdiğiniz fidenizi çiçeklenme dönemine doğru fosfor ve potasyum ağırlıklı  gübrelerle besleyiniz.

Sıvı gübreler dışında Akıllı gübre denilen kontrollü salınım yapan gübrelerle de hiç gübreleme bilginiz olmadan ve gübreleme takvimini takip etmeden gübreleme yapabilirsiniz. Bu gübreler 1 kez uygulanmakta ve sezon boyu bitkinizin neye ne kadar ihtiyacı varsa o kadar besin vererek daima sağlıklı kalmasını sağlamaktadır.

Sebze ve meyve fidelerinde kimyasal gübreler yerine organik gübreler tercih edilmelidir. Organik gübreler zaman içinde toprağınızı düzene ve dengeye ulaştırır, hem yüksek hem de lezzetli ürünler hasat etmenizi sağlarlar. Elbette doğal olmaları sebebi ile sağlıklıdırlar.

Çim ekilmesi nasıl yapılır bakımı hakkında bilgiler

Çim ekilmeden önce yabani otlarla mücadele yapılmalıdır. Alan bellendikten veya sürüldükten sonra yabancı maddeler alandan uzaklaştırılmalıdır. İlk tesviyeden önce toprağın besin durumuna göre ihtiyacı duyulan gübreler verilmelidir. İkinci tesviyeden sonra bölgelere göre en uygun çim tohumu karışımı mibzerle veya elle saçılarak ekilir. Tohumların rüzgar etkisiyle uçmasını, kuşlar ve karıncalar tarafından taşınmasını önlemek için üzerine 2 cm kalınlığında elenmiş toprak – mil – organik gübre veya torf karışımı serilmelidir. Çim yapılacak alanın toprağı en az bir ay önceden 25-30 cm derinliğinde işlenmeli, yabancı otlardan temizlenmeli ve ekimden 1-2 ay önceden dekara en az 5 ton yanmış hayvan gübresi atılarak toprağa karıştırılmalıdır. Ekimden 1-2 hafta önceden 20 kg amonyum nitrat 20 kg triple süper fosfat gübreleri atılıp toprak yeniden işlenir. Daha sonra toprak tesviye edilir ve tırmıkla düzeltilip ekim için toprak çok düzgün bir hale getirilir. Çim tohumları toprak yüzüne saçıldıktan sonra tırmıkla hafifçe toprağa karıştırılır. Üzerine bir parmak kalınlığında %50 yanmış ve elenmiş gübre, %50 elenmiş tınlı bahçe toprağı harcı atılır. Bundan sonra hafif bir silindirle üzeri batırılarak merdaneleme yapılır. Merdaneleme ile tohumun toprakla gübre arasında iyi bir teması sağlanır. İnce zerrecikler halinde sulama sistemiyle iyice sulanır. 20-25 gün sonra çim haline gelir. Çok eğimli alanlarda atılan tohumlar su ve rüzgarlarla aşağı doğru taşınır. Tohumların taşınmaması için şev 8-10 cm kalınlıkta samanla kapatılır. Kapatmadan önce samanlar hafif ıslatılır. M2’ ye 300-700 g saman kullanılır. İnce gözenekli tellerle samanın araziye tespiti sağlanır. Daha sonra bu samanın üzerine m2’ye 60 – 80 g suni gübre veya 100 – 200 g organik gübre verilir. Çim tohumu nemli bölgelerde m2 ye 25-30 g iken kurak bölgelerde 60-70 g’a kadar ekilebilir. Çim sahalar oluşturulurken tek çeşit tohum ekimi yerine karışımlar tercih edilmelidir. İklim ve çevre isteklerine göre 100 gramlık karışımda olması gereken tohum miktarları aşağıdaki gibidir.

çim ekmek

çim ekilmesiçi

 

Çim Alanlarının Bakımı Sulama Ekimden sonra sulama işi genellikle sabah erken ve akşam geç saatlerde olmak üzere günde 2 defa yapılmalıdır. Sık ve kısa aralıklarla biçilen çimlerin su ihtiyacı daha yüksektir. Ayrıca biçilen çim vegetatatif gelişme göstereceğinde su isteği fazlalaşır. Kurak periyotlarda suyun azalması çimin taze yeşil rengini kaybetmesine yol açar. Nispi nemin değişmesi ise çimin karakteriyle, toprağın kimyevi yapısını da değiştirir. Toprak tamamen kurumadan ve sertleşmeden sulanmalıdır. Ortalama çim alanların su istekleri m2 ’ye 5-10 lt’dir. Bu oran sulama yapıldığı zamana göre değişir. Gündüz yapılan sulamalarda ısı ile oluşacak transpirasyon nedeniyle su tüketimi artar. Sabahın erken ve akşamın geç saatlerinde sulama yapmak gerekir. Biçme Çimi sık sık ve kısa biçimde yapılmak suretiyle kadife görünümlü sahalar elde edilir. Bununla çiçek ve tohuma kalkmaları önlenir ve vejetatif gelişmeleri daha kuvvetli olur. İlk biçim çim 15 cm boylanınca yapılır. İlk iki biçimi tırpan ile yapmak en doğru olanıdır. İlk iki biçimden sonra çim biçme makinesi kullanmak faydalıdır. Yeni tesis edilen saha kurak havalarda nemli tutulmalı, çim boyu 6 cm’yi geçince merdanelenmelidir. İlk biçimden sonraki merdaneleme vejetatif gelişmeyi kuvvetlendirir. Erken İlkbaharda yapılacak İlk 2 biçim daha sonraki biçimlerden daha uzun olmalıdır. İdeal çim biçme uzunluğu 4-5 cm’dir. Soğuk ve sıcak dalgalarının ani olduğu zamanlarda biçim yapılmamalıdır. Ortalama 10-12 günde bir biçim şekli esastır. Dikkat edilecek önemli bir husus da her biçimde aynı istikametin kullanılmasıdır. Buna uyulursa çim kökleri daha sağlıklı ve sağlam olur. Gübreleme Tesis edilen çim sahalarına değişik organik ve inorganik gübreler toz veya eriyik halde verilir. Gübreleme sadece besin takviyesi bakımından değil toprak strüktürünün düzelmesinde de rol oynar. Verilecek gübrenin seçiminde mevcut toprağın yapısı ve çim alandan faydalanma şekli tesir eder. Çim sahalarında yılda iki defa 0,5 cm’yi geçmemek üzere ince elenmiş kompost toprağı serpilir. Kompost zararlı ot tohumundan arınmış olmalıdır. Kompost besince fakirse m3 ’üne 300 g kalsiyum, 800 g Süper fosfor, 500 g azotlu gübre karıştırılır. Asitliliği fazla ise m3 ’üne 1-3 kg CaCo3 karıştırılır. Kompost toprak Şubat-Mart aylarında yapılır. Bunun için 100 m2 ’ye 0,3-0,5 m3 kompost gereklidir. Çim sahalarda periyodik olarak suni gübre verilmesi vazgeçilmez bir ihtiyaçtır. Yılda en az iki defa uygulanması gerekir. En uygun zaman İlkbaharda kompost toprağa karıştırılarak verilmesidir. Mayıs-Ağustos ayları arasında 4-6 haftada bir yapılan azotlu gübreleme (100 m2 ’ye 1 kg amonyum sülfat) başarı sağlar. Çim bitkilerine yapraklarının yaş olduğu zamanlarda inorganik gübre verilmemelidir. Çünkü yaş yaprak üzerine düşen gübre ayrışarak asit meydana getirir ve bitkiyi yakar. Bu bakımdan yapraklar kuru iken verilen inorganik gübre, gübrelemeden hemen sonra sulanmalıdır. Kireçleme Kireç verilen topraklarda yabani otlar fazla gelişme gösterdiğinden solucan faaliyeti gözlenen yerde kirece ihtiyaç yoktur. Çimler genellikle orta asit ve az asitli topraklardan hoşlanırlar. Ancak fazla asit nedeniyle çimin zarar gördüğü topraklarda kireçleme yapılır. Asit fazlalığın belirtileri yosunlaşma, sazlar ve benzeri zararlı bitkilerin gelişmeye başlamasıdır. Bu durumlarda dekara 50-60 kg CaCo3 sonbahar ve İlkbaharda çim üzerine serilmelidir. Fazla asitliliğe rağmen çim bitkileri zarar görmüyorlarsa kireçleme yerine dekara 25 kg kalkerli gübre verilmelidir. Çim sahalarda en erken kireçleme 3-4 senede bir yapılır. Merdaneleme Çim alanlarının merdanelenmesi her şeyden önce geçirgen ve orta derece geçirgen topraklar içindir. Merdaneleme çimin vejetatif gelişmesini artırır. Fakat sık sık çiğnenen ve killi karakterli topraktaki bu işlem fayda yerine zarar getirir. 100 kg ağırlığındaki merdaneler bu iş için yeterlidir. Yeni tesis edilmiş çim sahalarda ilk biçimden evvel ve sonra 50 kg’lık merdane yeterlidir. Bu işlemle yeni çim fidelerinin toprağa daha sıkı tespiti sağlanır. Spor sahalarında merdane ağırlığı 250 kg’a kadar çıkabilir. Don ve nemli koşullarda merdaneleme yapılmaz. Fazla merdaneleme çim gövde aksamına zarar vereceğinde sıkça yapılmamalıdır. Havalandırma Sık yapılı topraklarda çimin kökleri genellikle rahat gelişemezler. Bu nedenle de gerekli su ve besin maddelerinden tam olarak yararlanamazlar. fazlaca çiğnenen spor ve oyun sahalarında da aynı durum gözükür. Bu amaçla kullanılabilecek tahta yada demir uçlu aletlerle hem sıkışık toprağın yer yer gevşemesi hem de havalandırılması sağlanır. Hava deliklerinin derinliği toprağın sıkışıklık derecesiyle ilgili olarak 5-12 cm arasında değişir. Fazla geçirgen kumu bol topraklarda bu işleme gerek yoktur. Tırmıklama İlk ve Sonbaharda çim sahalarda kesilmiş çim, yosun yaprak vb gibi artıkların temizlenmesi gerekir. Tırmıklama yapılırken çim gövde ve köklerinin zarar görmemesi gerekir. 2.1.5. Yer Örtücü Bitkiler Yer örtücü bitkiler dikiminden önce büyüyünce alacakları büyüklük ve boyutların bilinmesi gerekir. Bunun yanı sıra çeşitler için uygun yer seçimi yapılır. Küçük alanlarda, bina çevrelerinde kısa zamanda örtüye sahip olmak için daha sık dikim yapılır. Buna karşın geniş alanlarda daha seyrek dikim yapılır. Yer örtücü bitkilerle çalışmanın amacı toprağı en uygun nemi tutabilecek hale getirmektir. Kumlu topraklarda çok az odunsu bitki iyi bir gelişme gösterebilir. Buna karşılık kötü drenajlı killi topraklarda yetişme açısından zorluk çekebilir.

 

Bitkilerin Saksı değiştirme zamanları ve yer değişikliği şokları

Ev çiçeklerinin saksılarını topraklarını ne zaman değiştirmeliyiz? En iyi zaman bitkilerin yıllık dinlenmesinden sonra, aktifleşmeye yeni başladıkları zamandır. Tam uyku dönemindeki bitkilerin toprağını değiştirmede sorunlar çıkabilir. Yine de toprak değiştirilebilir ama çok incelikleri var onun için genel anlamda olmaz demek daha doğru olur. Evinizin esinti durumu da önemli. İlkbaharda acele etmeyip pencereleri sık sık açabileceğiniz günler gelene kadar beklemelisiniz.

Aslında birçok bitki türü uyku dönemine girdiğinde köklerine ihtiyaç duymazlar. Topraktan sökülmelerinde başka yere dikilmelerinde hayati tehlike olmaz. Bunlar bahçelerdeki ağaç / çalı türleri ve lale gibi soğanlı bitkiler. Ama ev süs bitkileri öyle değil.

Uyku dönemine girmeseler bile toprak değiştirmek kış aylarında zararlı olabilir. Aktif ve hızlı gelişim başladığı ilkbahar ortası en iyi zamandır. Ters hareket eden bitkilerde ise o türler için her birine ayrı usuller olabiliyor türe göre bilgilenmelisiniz.

Mayıs ayının ilk yarısı ev bitkilerinden birçoğu için en iyi zamandır. En önemli püf noktası şu: Evlerde kalorifer vs. ısıtıcılarının kullanımının bırakıldığı ve pencerelerin sık sık açılabileceği zaman. İşte buna göre siz bölgenizin iklim özelliğine göre ilkbaharda ne zaman saksı ve toprak değişimi yapacağınızı belirleyebilirsiniz.

Kökleri rahatsız edilen bitkiler fazlaca esinti alabilmeli. Böylece canlanırlar ve köklerine de can gelir.

Yeni aldığınız bitkilerin toprağı ne kadar kötü olursa olsun hemen toprak değiştirmeyin. Bitki önce yeni ortamına alışmalı, şoku üzerinden atmalı (bu süreçte hiç sulamamada yarar var). Yer yadırgama şoklarında bitkiler adeta felç olur. Bunun üzerine kökleri rahatsız etmenin bedeli bitkinin köklerden başlayarak çürümesidir. En az 15 gün beklemelisiniz, yeni yerine alışmalı, en azından şoku üzerinden atmalı.

Yer yadırgama şokları hangi durumlarda olur?
En zararlısı serin ve esintili ortama alışmış bitkilerin birden bire sıcak evlere / ofislere alınmasında oluyor. Birkaç günde bozulup gidiyorlar. Bunun tersi de zararlı: Ev ortamına alışmış bitkileri, dondurucu soğuğa ne kadar dayanıklı türden olursa olsun, kışın dışarıya koyarsanız dondurucu soğuk olmasa bile fazla soğuğa yenik düşer ölürler.

Kökleri fazla hassas bitkiler yer değişikliği yapılmadan önce toprağının yarı kuruluğa gelmiş olması lazım. Yeni yerinde ise toprak tamamıyla kuruyana kadar sulamamalısınız.

Kışın oda sıcaklığında su ile sulaya daha fazla dikkkat edin. Oda fazlaca serinse / soğuksa, toprağa göre daha sıcak su kök çürümesine yol açabilir (buna en fazla ince köklü bitkiler hassastır). Oda sıcaklığından daha serin suyun fazla zararı yok. Yine de oda sıcaklığında olmasına dikkat edin.

Eve / ofise yeni bitki alacaksanız en iyi iki zaman:
Seralarda yetiştirilen süs bitkilerini satın almada en iyi zaman ilkbaharın ikinci yarısı ve yaz sonudur. Eğer güvendiğiniz dürüst bir çiçekçi varsa, seradan sonra adaptasyon serasında bitkileri normal hayata adapte ettikten sonra satıyorsa ondan her zaman alabilirsiniz. Buna rağmen bile ısıtıcıların yakıldığı, pencerelerin hiç açılmadığı aylarda evlere ofislere yeni bitki almak riskli. Pencereleri gün içinde çok defa açıp sık sık iyice havalandırıyorsanız hava sirkülasyonu / esinti sağlıyorsanız sorun olmaz.

Yazın dışarda tuttuğunuz ama kışın içeri alacağınız bitkileri serin günler başlamadan önce, yaz sonunda içeri almalısınız. Sonbahar serinlerini beklerseniz bitkiler serin havaya göre adapte olurlar, birden bire sıcak, havasız, esintisiz ortama alındıklarında alışamazlar ölümcül şok yaşarlar. Aynı şoka seradan yeni çıkmış bitkiler de aynı şekilde maruz kalıyor. Seralarda havalandırma ve ısı dengesi her zaman en iyi şekilde sağlanır. O bitkiler esintisiz ortamlara gelince adapte olamaz bozulurlar.

Göz sağlığını etkileyen kahvenin zararları

30 yıl süren araştırmanın verilerine göre, kahve tiryakiliği 50 yaşından sonra körlüğe bile götürüyor. Amerika’da yapılan araştırmanın sonuçları dünyanın en saygın bilimsel yayınlarından biri olan Araştırmacı Oftalmoloji ve Görsel Bilim Dergisi’nde yayınlandı. Brigham Kadın Hastanesi ve Harvard Üniversitesi Glokom Merkezi’nden uzmanlar her biri en az 40 yaşında olan 78 bin kadın ve 41 bin erkeği, 30 yıl boyunca izledi. Bu kişilerin göz muayaneleri düzenli olarak yapıldı. Glokomları yoktu. Kafeinli içeceklerle ilgili anketler defalarca tekrarlandı. Bilgiler takip edildi. Her iki yılda bir katılımcılara beslenme alışkanlıkları, kafeinli ve kafeinsiz çay, kahve, alkolsüz içecekler ve çikolata tüketimleri soruldu. Günde iki fincandan fazla kafeinli içecek içenlerin, içmeyenlere oranla glokom riskinin yüzde 66 oranında artmış olduğu sonucuna varıldı. Kahvenin 50 yaşından sonra özellikle göz içi basıncını aşırı artırdığı ve körlüğe kadar gidebilen risk ortaya çıkardığı açıklandı. Özellikle kadınların glokom öyküsü daha güçlüydü. Araştırmacılar her gün en az 125 miligram kahve tüketimiyle ilgili eksfoliyasyon sendromunun (göz tansiyonu) ve 500 gramdan daha fazla kahve tüketimi ile artan glokom riskinin belirtilerinin başladığını buldu. Bu çalışmada glokom riski ile ağır kahve tüketimi arasında pozitif bir ilişki gözlemlendi.

YARISI HASTALIĞINI BİLMİYOR
Yorumlar :Kafein etkiliyor, tetikleyici oluyor. Ailesinde glokom olanlarda, glokom ortaya çıkma riski daha fazla artıyor. Biz de hastalarımıza günde bir fincandan fazla kahve içmelerini tavsiye etmeyiz. Bu araştırma doğru bir yayındır. Glokom riski olanlarda bir seferde bir bardaktan fazla su içmesini bile istemeyiz. ‘Her saat başı bir bardak su için’ diyoruz. Volüm arttığı zaman göz içi basıncına da etki yapıyor. Kahve de aynı şekilde daha fazla etkiliyor.

Yorumlar :Kafein içeren içeceklerin günde üç fincan içildiğinde göz tansiyonuna yönelik bir tehlikesi olduğunu biz de biliyoruz ancak bu çalışma bunun doğruluğunu da göstermiştir. Bir göz hekimi olarak 40 yaş üzerinde günde iki fincandan fazla kahve içen kişilerin göz tansiyonlarını kontrol ettirmeleri gerektiğini söyleyebilirim. Glokom çok sinsi bir hastalıktır. Hiçbir belirti verm e z . 4 0 yaş üzeri kadın erkek fark etmeden herkeste görülebilir. Kişide hiçbir şikâyet yapmadığı için de körlüğe kadar gidebilir. Türkiye’de, 700 bin-1 milyon glokom hastası vardır. Bu 1 milyon kişinin ancak yarısı glokom olduğunu biliyor. Bu yüzden diğer yarısı glokom nedeniyle körlükle karşı karşıya kalıyor. Kafein bütün vücuttaki damarlara yaptığı değişiklikten dolayı gözde madde birikimine sebep veriyor. Bu da gözün süzgeçini tıkayarak glokoma sebep oluyor.


Powered by WordPress | Free Best Free WordPress Themes | Thanks to WordPress Themes Free, WordPress Themes and Themes Directory