Maden suyunun faydaları

Mineraller, vücudumuzdaki reaksiyonlarda görev alan temel düzenleyicidirler. Eksikliklerinde vücudunuzda belirgin derecede aksaklıklar meydana gelir. İçerdiği zengin mineral deposu ile maden suyu, çocuk, genç ve yaşlılar için gayet faydalı bir içecektir.

Uygun fiyata alınabilen maden suları, kişinin mineral ihtiyacını karşılayabilmektedir. Buna ilaveten aşırıya kacılmadıkça, herhangi bir zararlı etkisine rastlanmamıştır. Uzmanlar günde 2 litre kadar tüketilebileceğini belirtmektedirler.

Yazımızda maden suyu içmeniz için size 14 sebep sunuyoruz. Faydalı olması temennisi ile.

FAYDALARI NELERDİR?

Kemik ve diş gelişimine katkı sağlar.
Menopoz döneminde kadınlarda ve ileri yaşlarda erkeklerde kemik erimesinin önlenmesinde etkilidir.
Böbrek taşı oluşumunu önler.
Maden suyu içilirse veya cilde sürülürse, cildi canlandırır ve gençleştirir.
Bebekler ek gıdalara geçtiği zaman, maden suyu kullanılabilir. Bu şekilde hazırlanan mama, ideal mama olacaktır.
Hamlelik ve sonrası, anne ve bebeğin mineral ihtiyacını karşılar.
Kalp ve damar hastalıklarına karşı iyi gelir.
Güne sabah içilen bir maden suyu ile başlamak, o gününüzün enerjik ve dinç olmasını sağlar.
Peptik ülser tedavisinde önemli rol oynar.
Safra kesesi tembelliğini önler.
Pankreas işlevlerini destekler.
Kabızlığa karşı faydalıdır.
Sindirim sistemine olumlu etkileri vardır.
Uzmanlar spordan önce ve sonra içildiğinde, vücudun su kaybını engeller.

Ceviz yağı faydaları ve bilinmeyen özellikleri

Çağımız insanının kendine verdiği önemin artması ile ilişkili olarak kişilerin özellikle de bayanların cilt bakım ürünlerine olan ilgileri günbegün artmaktadır. Her insan güzel görünmek ister ve her insan yaşlılık etkilerini gizleyebilmek ya da geciktirebilmek için gizli de olsa bir takım çaba içerisinde olurlar. Size önerimiz, piyasada önü alınamayacak kadar büyüyen kozmetik sektörü içinde bir de doğal olan ceviz yağını denemeniz.

GENEL OLARAK
Ceviz yağı, Latince adı Juglans regia olan ceviz meyvesinin soğuk pres yöntemiyle sıkılması ile elde edilir. Ceviz yağı doymamış yağ asitleri ile olan omega-3 ve omega-6 bakımından zengin olan açık renkli bir yağdır. Omega-3 omega-6 cilt tarafından üretilmez. Bunu aldığımız besinlerle vücudumuza takviye etmemiz gerekir. Omega-3 omega-6 ve omega-9 doymamış yağ asitleri cildin yağ asitlerini koruması, hücre yenilenmesi, sağlıklı ve canlı görünümü için temel yağ asitlerinden bir tanesidir.

Ceviz yağı aynı zamanda antioksidanlar için ideal bir kaynaktır. Bu antioksidanlardan en fazla bulunanı ise ellagik asittir. Bu antioksidan bazı kanser türlerinin gelişimi ile bağlantılıdır. Ellagik asit bazı kanser hücrelerinin kendilerini kopyalamalarına ya da bölünmelerine engel olmaktadır.

Ceviz yağı manganez ve bakır, hem de vücudun iç saatinin düzenlenmesinde yardımcı olan melatonin hormonu bakımından zengindir.

CEVİZ YAĞININ ESTETİK AMAÇLI KULLANIMI
Ceviz yağı içerdiği doğal yağlar nedeni ile özellikle yaşlanma etkilerinin görüldüğü ciltlerde kırışıklıkları giderici, özellikle hassas bölge olan göz çevresinde ve dudak etrafında kullanılabildiği gibi yüz bakım ürünlerinde göz kremi ve dudak koruyucularında %10 %15 oranında kullanılan etkin yağlardan bir tanesidir.

Ceviz yağının cildimiz üzerindeki olumlu etkilerinin yanı sıra saçlarımızın üzerinde de besleyici özelliği vardır. Ceviz yağı ile yapılan kürlerde saçlar parlaklık kazanır, canlılığa kavuşur. Ceviz yağını cildinize uyguladığınız zaman cilt tarafından çabucak emilmektedir. Bu nedenle ciltte yağlanmaya neden olabileceğinden haftada iki defa uygulanması uzmanlar tarafından önerilmektedir.

DİĞER FAYDALARI
Ceviz yağı sadece estetik açıdan faydaları olan bir yağ değildir. Ek olarak ceviz yağının beden için de değişik faydaları bulunmaktadır. Bunlardan en ilgi çekeni ise ceviz yağının kan basıncı(tansiyon) ve kolesterolü düşürmeye yardımcı bir yağ olmasıdır. Buradan yola çıkarak ceviz yağının stresle mücadelede etkili bir role sahip olduğunu ifade edebiliriz. Sizin de tahmin edebileceğiniz gibi çağımızın en büyük hastalık tetikleyicisi olan stresli bir hayatı olmayan insan daha uzun ve sağlıklı bir yaşlılık dönemi geçirir. Aynı zamanda kişinin pozitif düşünmesini sağlar.

Çalışmalar ceviz yağının endotelin düzeylerini düşürmekte yardımcı olduğunu ortaya koymuştur. Endotelin damarların iltihaplanmasına yardım eden bir kimyasaldır. Başka bir deyişle, ceviz yağı tüketimi kalp hastalığı geliştirme olasılığını engellemeye yardımcı olabilir. Bu yardımlara ek olarak, yüksek omega-3 yağ içeriği kalbi korur ve yanı sıra anti-kanser ve kilo azaltmada da etkilidir.

Çiçekli Bitkilerde Üreme Hücrelerinin Oluşumu

Polen Üretimi: Erkek organda oluşur. Erkek organın başçık kısmında bulunan polen ana hücresi mayoz bölünme geçirir. Bunun sonucunda dört adet haploit kromozomlu mikrospor hücresi oluşur.Her bir mikrospor hücresinin çekirdeği mitoz bölünme geçirerek ikişerli çekirdekli gruplar halinde toplamda dört adet polen meydana gelir. Her polen şekil ve renk bakımından birbirinden farklıdır. Fakat yapısında genel olarak vejatatif ve generatif çekirdek olmak üzere iki farklı tip çekirdek bulundurur. Vejatatif çekirdek tozlaşmadan hemen sonra polen tüpünün oluşmasını sağlar. Generatif çekirdek ise polen tüpü oluştuktan sonra mitoz bölünme geçirir. Mitoz bölünme sonucunda iki adet sperm çekirdeği meydana gelir.

Yumurta Üretimi: Dişi organda oluşur. Dişi organın yumurta kısmındaki yumurta ana hücresi mayoz bölünme geçirir. Bunun sonucunda üç tanesi kutup hücreleri adında küçük olarak ve bir tanesi de makrospor adında büyük olarak dört adet hücre oluşur. Kutup hücrelerinde sitoplazma az olduğu için bu hücreler kısa bir süre sonra kaybolur. Makrospor hücresinde ise üç mitoz bölünme gerçekleşerek sekiz çekirdek taşıyan embriyo kesesi meydana gelir. Bu sekiz çekirdeğin üçü antipod çekirdek, ikisi polar çekirdek, ikisi sinerjit çekirdek ve biri de yumurtadır. Embriyo kesesinin içinde bulunan antipod çekirdekler döllenmeden hemen sonra kaybolur. Polar çekirdekler kaynaşarak sekonder çekirdeğe çekirdeğe dönüşür. Sekonder çekirdek döllenme olayına katılarak tohumdaki endospermi oluşturur. Sinerjit çekirdekler ise yumurta hücresine destek olarak yumurtanın beslenmesine yardımcı olur. Daha sonra yumurta hücresi döllenerek tohumdaki embriyoyu oluşturur.

Bitkilerin sınıflandırılması nasıl olur?

Damarsız bitkiler: Bu bitkilerde iletim demetleri olmaz. Üremede ve gelişmede çiçek ve tohum oluşturmazlar. Bu bitkiler karasal ortama uyum sağlayamadığı için nemli bölgelerde yaşar. Bitkilerin kök, gövde ve iletim demetleri olmaz. İhtiyaçları olan suyu nemli ortamdan direkt olarak diffüzyon yoluyla alırlar. Tohum oluşturmazlar. Üremeleri eşeyli ve eşeysiz şekilde olabilir. Eşeysiz üreme sporla olur.

Damarlı bitkiler: Bu bitkiler kendi arasında damarlı sporlu bitkilerle damarlı tohumlu bitkiler olarak iki sınıfa ayrılır. Bitkilerin önemli bir bölümü karada yaşar. Bunlarda iletim demeti olur. İletim demetleri odun borusu (Ksilem) ile soymuk borusu (Floem) yapılarından oluşur. Odun borusundan su ve suyun içinde çözünen bazı inorganik maddeler taşınmaktadır. Soymuk borusunda ise, bitkinin yapraklarında üretilmiş olan fotosentez ürünleriyle diğer organik maddeler taşınır.

A) Damarlı sporlu bitkiler: Bu bitkilerin tohum oluşturma özelliği olmaz. Ancak iletim demetleri vardır. Bitkilerin çoğalması tohum yerine sporla olur. Bu sınıftaki bitkilerden en fazla bilineni eğrelti otlarıdır. Bunlar daha çok nemli olan bölgelerde, bataklıklarda ve ormanların olduğu alanlarda yetişirler.

B) Damarlı tohumlu bitkiler: Bu bitkilerin tohum oluşturma yeteneği olur. Aynı zamanda iletim demeti bulundururlar. Oluşan tohumların özelliğine göre bu bitkilerde kendi aralarında sınıflandırılır. Bitkilerin sınıflandırılması açık tohumlular ve kapalı tohumlular olarak iki şekildedir.
Bitkilerin Sınıflandırılması

Açık tohumlular: Bu bitkilerin tohum taslakları, meyvenin yaprakları tarafından örtülmeden açık olarak tohum oluştururlar. Yani bitkilerin tohumları aynı kozalaklara benzer. Bitkiler yapraklarını dökmez ve çok yıllıktır. Gerçek çiçekleri yoktur ve genellikle rüzgarla birlikte tozlaşır. Yaprakları genellikle iğnemsi olur. Bu gruba çam ağaçları verilebilecek en güzel örnektir. Endospermleri ise, haploit (n) kromozomlu olur.

Kapalı tohumlular: Bitkilerdeki tohum taslağı meyvenin yapraklarıyla çevrili olan odacık içindedir. Bu nedenle tohumun oluşması kapalı şekilde meydana gelir. Endospermleri ise, triploit (3n) kromozomlu olur. Bu bitkiler açık tohumlulara göre daha gelişkin olurlar. Kapalı tohumlu bitkilerde aralarında iki şekilde sınıflandırılır. Bunlar ise;

Tek çenekliler: Bu bitkilerin embriyolarında tek bir tane çenek olur. Bu tür bitkiler genellikle tek yıllık otsu türlerden olur. Kökleri saçak kök, yaprakları paralel damarlı olur. Bitkilerin kambiyumu olmaz. Bu bitkilere soğanlı bitkiler, tahıllar, zencefil, muz ağacı, ananas, palmiye, orkide, şeker kamışı, papirüs gibi örnekler verilebilir.

Çift çenekliler: Bu bitkilerin embriyolarında iki tane çenek bulunur. Bunlar çok yıllık ve tek yıllık olabilir. Çok yıllık olan bitkilerde kambiyum olur. Bu yüzden bitkilerde enine kalınlaşma olur. İletim demetleri de düzenli olur. Kökleri kazık kök, yaprakları da ağsı damarlı şekildedir. Bitkilerin çoğunluğu çift çeneklidir. Bitkiler arasında en gelişmiş olanları da çift çenekli olan bitkilerdir.

Bitkiler yaptıkları fotosentez nedeniyle doğadaki diğer canlılara hem oksijen, hem de besin kaynağı olurlar. Bitkilerin bir yılda kullandığı su miktarıyla atmosfere bıraktıkları oksijen miktarı kıyaslandığında, oksijen oranı sudan 2 kat daha fazladır. Bitkiler ayrıca çok sayıda hayvan türüne ev sahipliği yaparlar. İnorganik besin döngüsünün devamını ve doğal ısının dengede tutulmasını sağlarlar. Bu nedenle bitkilerin yaşamdaki rolü çok fazladır. Bitkilerin sınıflandırılması özelliklerini daha iyi anlamamıza yardımcı olur.


Powered by WordPress | Free Best Free WordPress Themes | Thanks to WordPress Themes Free, WordPress Themes and Themes Directory